Sangiovese

İtalyan kökenli bu üzümün Roma döneminde yapılan şarapların ağırlıklı üzümü olduğu tahmin edilmektedir. İsmi de latince “Jüpiter’in kanı” anlamına gelen “sanguis Jovis”den geliyor. Jüpiter bilindiği üzere Roma’nın gökyüzü ve fırtına tanrısı.

Günümüzde orta Toskana bölgesinde, özellikle Chianti şaraplarının ana üzümüdür. Geç olgunlaşan, çok fazla aromatik olmayan bir üzümdür. Serin iklimlerde yüksek asiditesi ve sivri tanenleriyle dikkat çeker. Şarap üreticileri, genellikle fıçı desteği ve nispeten uzun malolaktik fermentasyon süreleri ile sangiovese şaraplarına denge ve gövde kazandırırlar.

Sangiovese üzümünden yapılan şaraplar çok koyu renkli olmazlar. Burunda çok aromatik olmayan bu şaraplar, genç kırmızı meyve, toprak ve mantar aromaları taşır. Genellikle orta gövdeli, asiditesi belirgin, sivri tanenli, orta alkollü şaraplardır ve damakta orta kalıcılıktadırlar.

Şarap karakteri olarak İtalyan mutfağına çok uygundur, domates soslu hamur işleri, zeytinyağlı ve limonlu salata ve yemeklere eşlik eder. Fıçı etkisi belirgin olanları ızgara etlere de eşlik edebilir.